Avrupa Savunma Entegrasyonu: Stratejik Özerklik mi, Atlantik Bağı mı?
Ukrayna çatışması, Avrupa savunma entegrasyonunu onlarca yıldır görülmeyen bir hız ve kararlılıkla hızlandırmıştır. Almanya, Fransa, Polonya ve diğer AB üyelerinin gerçekleştirdiği tarihi ölçekteki savunma harcaması artışları, Avrupa'nın Amerikan güvenlik taahhütlerine olan yapısal bağımlılığını azaltmaya yönelik ciddi bir irade sinyali vermektedir.
Avrupa'nın stratejik özerklik tartışması, NATO üyeliğiyle çelişmek yerine onu tamamlayıcı bir anlayışla şekillenmektedir. Savunma kapasitelerini güçlendirmek, ortak tedariki artırmak ve Avrupalı savunma sanayii tabanını geliştirmek, hem stratejik bağımsızlığa hem de daha güçlü bir NATO katkısına hizmet etmektedir. Bu alandaki somut Avrupa kurumları arasında Sürekli Yapılandırılmış İşbirliği (PESCO) ile AB programlarını destekleyen Avrupa Savunma Fonu öne çıkmaktadır.
Ortak Avrupa ordusuna ilişkin tartışmalar ise birçok ciddi engelle karşılaşmaktadır. Tehdit algılamaları üye ülkeler arasında önemli ölçüde farklılaşmakta; Polonya ile Baltık devletleri Rus saldırganlığını yakın ve somut bir tehdit olarak görürken İspanya ve İtalya için göç ve güney cephesindeki istikrarsızlık daha belirleyici bir öneme sahiptir. Ayrıca komuta otoritesi ve egemenlik devri meseleleri, kurumsal engellerin ötesinde derin siyasi hassasiyetlere dokunmaktadır.