Başkan Trump, ABD askeri yeteneklerini büyük ölçüde genişletmek için 1,5 trilyon dolarlık bir savunma bütçesi talebinde bulundu. Bu teklif kapsamında, savunma dışı harcamalarda yüzde 10 küçülme öngörülüyor ve yerel sosyal programların finansmanında ciddi kesintilere gidiliyor. Kaynakların bu derece agresif şekilde yeniden tahsisi, artan küresel gerilimler içinde savaş hazırlıklarına odaklanmayı simgeliyor.
Bu bütçe artışı, Çin ve Rusya gibi büyük güçlerin modern silah sistemleri geliştirme yarışının hız kazandığı dönemde talep ediliyor. Modern nükleer kuvvetler, siber yetenekler ve gelişmiş füze programları bütçenin önceliklerini oluşturuyor. Aynı anda yerel harcamalardaki kesintiler ise ulusal öncelikler konusundaki siyasi bölünmeyi derinleştiriyor.
Stratejik olarak, bu devasa savunma yatırımı ABD’nin askeri-endüstriyel kompleksinin gücünü artırıp başlıca silah platformları ve gücün modernizasyonunda üstünlüğü pekiştiriyor. Ancak sosyal harcamalardaki kesintiler sosyal istikrarı ve geniş tabanlı kamu desteğini zayıflatma riski taşıyor. Bu yaklaşım daha keskin bir jeopolitik rekabet ve askerileşmeyi işaret ediyor.
1,5 trilyon dolarlık talep; yeni nesil gizli uçaklar, hipersonik silah araştırmaları ve donanma gemi yapımı projelerine milyarlarca dolar ayırıyor. Öte yandan sağlık, eğitim ve altyapı bütçeleri önemli ölçüde küçültülerek askeri olmayan harcamalar azaltılıyor. Plan, kuvvet hazırlığını hızlandırıp ABD’nin küresel nüfuz alanını on yıllık dönemde genişletmeyi amaçlıyor.
Kongre'de ortaya çıkacak tepki veya onay süreci kritik olacak; sivillerin öncelikleri ile askeri yükseliş arasında sert çatışmalar yaşanabilir. Önerilen savunma bütçesinin büyüklüğü, ABD’nin savunma duruşunu kökten değiştirip uluslararası alanda daha çatışmacı bir tutum sinyali veriyor. Bu bütçe, küresel barışın kırılgan olduğu bir ortamda militarizmi tırmandırıyor.




