İran Savaşı AB’nin Jeopolitik Çıkmazını ve Kriz Turizmini Açığa Çıkardı
KÜRESEL POLİTİKA

İran Savaşı AB’nin Jeopolitik Çıkmazını ve Kriz Turizmini Açığa Çıkardı

Görsel: Finbarr Bermingham
ORTA DOĞU
YÖNETİCİ ÖZETİ

AB liderlerinin İran konusundaki çelişkili tutumları, Orta Doğu’daki kaos ortamında AB’nin jeopolitik stratejisindeki çatlakları gösteriyor. İran çatışması, AB içindeki derin bölünmeleri ve etkisiz kriz yönetimini ortaya çıkararak küresel etkisini tehlikeye atıyor.

İran savaşı ve ardından gelen Orta Doğu krizi, Avrupa Birliği’nin kırılgan ve tepki üzerine kurulu jeopolitik duruşunu acımasızca gözler önüne serdi. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından Avrupa liderleri dört hafta önce hızlıca pozisyon almakta zorlandı ve ortak bir strateji geliştiremedi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, erken dönemde diplomasi ve istikrar taahhütlerini çiğneyerek İran’da rejim değişikliğini desteklediler.

Rejim değişikliğini savunmaları, uluslararası kurallara dayalı düzenin sorgulanmasıyla eş zamanlı gerçekleşti ve AB içindeki hayal kırıklığını ortaya koydu. Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ise çok taraflı anlaşmaları sorgulayarak birlik mesajlarını zayıflattı. Bu tutarsızlıklar, AB’nin karmaşık stratejik kafa karışıklığını ve onlarca yılın en tehlikeli bölgesel tırmanışına karşı ortak tepki verme konusundaki yetersizliğini gösteriyor.

Avrupa’nın jeopolitik tutarsızlığı, küresel aktör olarak prestijini ciddi şekilde zayıflatıyor. İran çatışması, AB’nin kararlılık ve birlik testidir; bu durum, AB’yi kriz turizminin kurbanı yaparak geç kalmış ve fırsatçı tepkiler vermesine sebep oluyor. Bu bölünmüşlük, Rusya ve Çin gibi rakip güçlerin Orta Doğu’da Avrupa’nın zayıflıklarından yararlanmasına imkân tanıyor.

Operasyonel açıdan, AB giderek militarize olan ve istikrarsızlaşan bölgede saf dışı kalıyor. ABD ve İsrail’in İran’a doğrudan çatışma riski, kontrolden çıkabilecek tırmanışları beraberinde getiriyor. AB’nin tansiyonu düşürecek ve çıkarlarını koruyacak sağlam ve koordineli savunma ya da diplomatik araçları bulunmuyor. Bu boşluk, üye ülkeleri çelişkili politikalara sevk ediyor ve ittifaklara zarar veriyor.

Gelecekte, AB kriz kaynaklı felç durumunu aşmalı ve atılganlık ile pragmatizmi dengeleyen birleşik bir jeopolitik doktrin geliştirmelidir. Bunu başaramazsa, Avrupa Orta Doğu’daki yangınlara etkisiz bir seyirci olmaya devam edecek, otoriter güçlere alan bırakacak ve bölgesel-küresel güvenliği daha da tehlikeye atacaktır.

İLGİLİ İSTİHBARAT